Türkiye Cumhuriyeti

Singapur Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Mevlana Celaleddin Rumi’nin 800. Doğum Yıldönümü , 01.05.2008

2007 yılı büyük tasavvuf üstadı, hümanist ve şair Mevlâna Celaleddin Rumi’nin 800. doğum yıldönümüdür. UNESCO, Mevlana’nın mesajının, Örgütün hedefleri ve misyonu ile uyumunu dikkate alarak, Türkiye, Afganistan ve Mısır’ın önerisi üzerine, Mevlana’nın doğumunun 800. yıldönümü dolayısıyla 2007 yılında düzenlenecek kutlamalara katılma kararı almıştır.

Mevlâna’nın, bugün Afganistan toprakları içerisinde yeralan Belh kentinde 30 Eylül 1207’ye rastlayan bir tarihte doğduğu varsayılmaktadır. Mevlâna Belh’den göçettikten sonra 21 yaşına geldiğinde, Selçuklu İmparatorluğu döneminde Konya’ya yerleşmiş ve hayatının geri kalanını burada geçirmiştir. Mevlana 17 Aralık 1273’de Konya’da vefat etmiştir. Ölüm günü a nma törenleri, düğün günü ya da vuslat günü manasına gelen “Şeb-i Arûs“ olarak adlandırılmaktadır.

Mevlâna 5 önemli manzum ve mensur eser vermiştir. Mesnevi, eserleri arasında en önemlisi olarak kabul edilmektedir. Mesnevî her ne kadar klâsik Doğu edebiyatının bir şiir tarzı ise de "Mesnevî" denildiği zaman akla "Mevlâna'nın Mesnevî'si" gelir. Mevlâna, Kâtibi Hüsameddin Çelebi'nin söylediğine göre, Mesnevî beyitlerini Meram'da gezerken, otururken, yürürken hatta semâ ederken söylemiştir. Halen Mevlâna Müzesi'nde sergilenen 1278 tarihli, elde bulunan en eski Mesnevî nüshasına göre, beyit sayısı 25618 dir.

Diğer eseri Dîvân-ı Kebîr "Büyük Defter" veya "Büyük Dîvân" manasına gelir. Mevlâna'nın çeşitli konularda söylediği şiirlerin tamamı bu dîvândadır. Dîvân-ı Kebîr 21 küçük dîvân (Bahir) ile Rubâî Dîvânı'nın bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Dîvân-ı Kebîr'in beyit adedi 40.000’i aşmaktadır. Mevlâna, Dîvân-ı Kebîr'deki bazı şiirlerini Şems Mahlası ile yazdığı için bu dîvâna, Dîvân-ı Şems de denilmektedir. Dîvânda yer alan şiirler vezin ve kafiyeler göz önüne alınarak düzenlenmiştir.

Fihi Ma Fih (Onun içindeki içindedir), Mevlâna'nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetlerin, oğlu Sultan Veled tarafından toplanması ile meydana gelmiştir. 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane'ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı siyasi olaylara da temas edildiğinden, aynı zamanda tarihi bir kaynak olarak da kabul edilmektedir. Eserde cennet ve cehennem, dünya ve âhiret, mürşit ve mürîd, aşk ve semâ gibi konular işlenmiştir.

Mecâlis-i Seb'a (Yedi Meclis), adından da anlaşılacağı üzere Mevlâna'nın yedi meclisinin, diğer bir deyimle vaazının not edilmesinden meydana gelmiştir. Mevlâna'nın vaazları, Çelebi Hüsameddin veya oğlu Sultan Veled tarafından not edilmiş, ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıştır. Mektubat, Mevlâna'nın başta Selçuklu Hükümdarlarına olmak üzere, devrin ileri gelenlerine nasihat için, kendisinden sorulan ve halli istenilen dini ve ilmi konularda aydınlatmak için yazdığı 147 adet mektuptur.

Mevlâna’nın düşünce ve eserlerinin ana teması ve mesajı Tanrı’ya ve Tanrı’nın yarattıklarına duyulan aşktır. Felsefesinin odağında insanlık vardır. Amacı insanı kamile ulaşmak ve diğerlerinin de bu düzeye ulaşmasına yardımcı olmaktır. Sema, Mevlevilikte Tanrı’ya ulaşmanın, onunla bir olmanın, ilahi hakikate erişmenin bir yolu olarak görülmüştür. Günümüzde Mevlana’nın mesajı ve öğretisi her din ve kültürden insanı kendisine çekmekte ve bu mesaj barış ve ahenk içinde yaşamanın yolunu göstermektedir.

Mevlana’ya yönelik uluslararası ilgi ve UNESCO

Mevlevi Sema ayini UNESCO tarafından 2005 yılında İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirasına ait bir Başyapıt olarak ilan edilmiştir. Diğer bir ifadeyle, Mevlana’nın öğretisinin özgün ve sembolik bir ifadesi olan Sema Ayini, İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirası listesine alınmıştır.

UNESCO İcra Kurulu’nun 175’inci toplantısında, Türkiye, Afganistan ve İran’ın önerisi ve 58 üyenin desteğiyle Mevlana’nın doğum yıldönümü vesilesiyle 2007 yılında bir hatıra madalyası çıkartılması kararı alınmıştır.

Türkiye, Afganistan ve İran, New York’da BM merkezinde ve Paris’te UNESCO merkezinde ortaklaşa olarak Mevlana’yı anma etkinlikleri düzenlemek için çalışmalar sürdürmektedirler. Etkinliklerin programı panel, Sema ayini ve Mevlâna’nın görüş ve eserlerine dair bir sergiden oluşmaktadır.

2007 yılında ülkemizde düzenlenecek anma etkinlikleri

8-12 Mayıs 2007 tarihleri arasında İstanbul ve Konya’da Mevlâna konusunda uluslararası bir sempozyum düzenlenecektir. Sempozyum’a Dünyanın çeşitli ülkelerinden Mevlana’nın felsefesi hakkında uzmanlık sahibi tanınmış yüzlerce akademisyen ve araştırmacının katılması beklenmektedir.

Önemli diğer bir etkinlik ise, dünyanın farklı yerlerinde 18 şehirde düzenlenecek Mevlana’yı anma özel programlarıdır. Özel programlar tasavvuf müziği, Sema ayini, konferans ve sergileri içerecektir.

Mevlâna’nın doğum yıldönümü vesilesiyle PTT tarafından özel anma pulu, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından anma parası çıkarılacaktır.

Mevlana’nın manevi mirası

Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine, yani yaradanına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından üzülmeyin diyerek vasiyet ediyordu.

Onun düşüncesinde ve fikirlerinde ölüm hiçbir zaman yokluk olarak kabul edilmemektedir. "Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız, bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir" diyerek gönüllerdeki ölümsüzlüğe dikkat çekmiştir.

“Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz, şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz” “Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik” diyen Mevlâna’nın insanlar arasında sevgi, barış ve uyumun sağlanmasını gaye edinen vizyonu ve mesajı insanlık için bugün her zamankinden daha anlamlıdır. Onun 2007 yılında anmakta olduğumuz 800’üncü doğum yıldönümü bu öngörüyü ve mesajı hatırlamak ve hayata geçirmek için bize eşsiz bir fırsat sunmaktadır.

Mevlâna’dan:

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu,
Dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir

Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir.
Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

 Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.

Sevgide güneş gibi ol,
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
Hataları örtmede gece gibi ol,
Tevazuda toprak gibi ol,
Öfkede ölü gibi ol,
Her ne olursan ol,

Ya olduğun gibi görün,
Ya göründüğün gibi ol.

Gene gel, gene
Ne olursan ol,
İster kafir ol, ister ateşe tap, ister puta,
İster yüz kere tövbe etmiş ol,
İster yüz kere bozmuş ol tövbeni.
Umutsuzluk kapısı değil bu kapı;
Nasılsan öyle gel.